‘Fırsat’ Kelimesindeki Nokta — Yeni Yazı Fontumuzu Nasıl Seçtik?

· Genel · 6 dk okuma

"Yeni yazımızı nasıl seçtik?" blog yazısı banner görseli
İçindekiler
  1. “Güzel font” diye bir şey yokmuş
  2. Beni en çok şaşırtan konu: Türkçe
  3. KVKK sürprizi
  4. Finalistler ve vedalar
  5. Ve kazanan
  6. Kapanış

Merhaba, hoş geldiniz! Bu, blogumun ilk yazısı. Âdet olduğu üzere ilk yazıda insan kendini tanıtır, “neden yazıyorum” diye anlatır. Ben biraz farklı bir şey yapmak istiyorum: size geçtiğimiz günlerde üzerine düşündüğüm, beklediğimden daha derin çıkan bir karardan bahsedeceğim — bir yazı fontundan.

Küçük bir bilgiyle başlayayım: Hostware.com.tr‘in yeni web sitesi son aşamaya geldi, çok yakında yayında olacak. Marka kimliğimizi baştan sona yeniliyoruz; logo, renkler, derken sıra yazı fontuna geldi. Açıkçası “güzel bir font seçeriz, bir saatlik iş” diye düşünüyordum. Öyle olmadı — ve iyi ki olmadı, çünkü yol boyunca çok şey öğrendim. Sonucu merak edenler için baştan söyleyeyim: yeni yazı fontumuz IBM Plex Sans, teknik içeriklerde yanında kardeşi IBM Plex Mono. Gelin, oraya nasıl vardığımızı anlatayım.

“Güzel font” diye bir şey yokmuş

Yolda öğrendiğim ilk şey bu oldu. Bir fontun güzel görünmesi tek başına pek bir şey ifade etmiyor; asıl önemli olan, en zorlu senaryonuzda nasıl davrandığı.

Bizim en zorlu senaryomuz belliydi: müşteri panelindeki 12 piksellik fatura satırı. Düşünün, müşterimiz akşam saatinde panele giriyor, ekranda “₺1.249,00 — Fatura #38214” yazıyor. O rakamı gözünü kısmadan, zahmetsizce okuyabilmeli; alt alta gelen tutarlar kuruşu kuruşuna hizalı durmalı. Bir hosting markasında font en çok orada yaşıyor — vitrin sayfasındaki büyük başlıkta değil, o küçücük fatura satırında.

Üstelik seçeceğimiz font tek bir yerde değil, birbirinden farklı birçok dünyada aynı anda var olacaktı: yeni sitemizin karşılama sayfalarında etkileyici olacak, müşteri panelinde sessizce işini yapacak, bilgi bankamızdaki uzun Türkçe makaleleri yormadan taşıyacak. Yani aynı font hem vitrin hem çalışma masası olacaktı. Kolay bir görev değil.

Beni en çok şaşırtan konu: Türkçe

Şunu itiraf edeyim, bilmiyordum: Latin alfabesi kullanan her font Türkçeyi düzgün yazamıyor.

En ilginci “fırsat” testi. Bazı fontlar “fi” harflerini gördüğünde otomatik olarak birleştirip zarif bir ligatür oluşturuyor — ve o ligatürde i noktalı. Yani siz “fırsat” yazıyorsunuz, ekranda ı’nın tepesinde bir nokta beliriveriyor. Ne kadar şık görünürse görünsün, bu bir yazım hatası. Fontun Türkçe yerelleştirme desteği (locl deniyor) yoksa bundan kaçış yok. Bu yüzden her adaya ilk iş “fırsat” yazdırdık; geçemeyenlerle nazikçe vedalaştık.

Sonra ş’nin çengeline, ğ’nin şapkasına baktık. Büyük puntoda hepsi güzel duruyor; ancak 12 piksele indiğinizde bazılarında “ığüşöç” ne yazık ki okunmaz hâle geliyor. Klasik pangramımızı — “Pijamalı hasta yağız şoföre çabucak güvendi.” — her adaya küçük puntoda yazdırdık. Orada da birkaç veda daha yaşandı.

KVKK sürprizi

Font seçerken karşımıza hukukun çıkacağını doğrusu düşünmemiştim. En pratik yol, fontu Google Fonts üzerinden çekmek — fakat bu durumda siteyi ziyaret eden herkesin IP adresi, her sayfa açılışında Google’a iletiliyor. Avrupa’da bu konuda verilmiş mahkeme kararları var; biz de KVKK hassasiyetimiz gereği bu riski üstlenmek istemedik. Kararımız net oldu: fontlar kendi sunucularımızdan sunulacak. Bu da doğal olarak lisans sorusunu beraberinde getirdi ve açık kaynak fontlar değerlendirmede öne geçti.

Finalistler ve vedalar

Uzun bir eleme sürecinin sonunda karşımızda dört güçlü aday kaldı: Inter, IBM Plex Sans, Manrope ve Hanken Grotesk. Hepsini gerçek içerikle yan yana koyduk — fatura satırı, diyakritik testleri, uzun makale paragrafı, rakam tabloları.

Inter’e veda etmek en zoruydu; küçük puntoda hepsinden rahat okunuyor, bunu teslim etmek gerekiyor. Ancak bir gerçek var: onu artık herkes kullanıyor. Sektörümüz zaten birkaç tanıdık fontun etrafında dönüyor; farklılaşmayı hedeflerken herkesin tercih ettiği bir fontla yola çıkmak, kalabalığın içinde kaybolmak olurdu.

Manrope, maskotumuz Bit’in yuvarlak ve ışıltılı dünyasına en çok yakışan adaydı. Ne var ki italik kesimi yok ve yoğun tablolarda bir miktar dar kalıyor. Hanken Grotesk uzun metinlerde gerçekten keyifli okunuyor; ancak sistemin tamamını tek başına taşıyamıyordu, ikinci bir font ailesiyle desteklenmesi gerekecekti. İki font ailesini birden yaşatmak, iki kat bakım ve tutarlılık özeni demek — fark net bir kazanç sağlamayınca bu yükün altına girmemeyi tercih ettik.

Ve kazanan

IBM Plex Sans’ı seçtik; çünkü sınavın dört sorusunu birden geçen tek aday oydu: küçük puntoda rahat okunuyor, Türkçesi kusursuz, sektörde kimse kullanmıyor ve yanında hazır bir monospace kardeşi geliyor. O kardeş — Plex Mono — bizim için değerli bir artı: bilgi bankamızdaki kod blokları ve teknik örnekler için ayrıca font arayıp uyum derdi yaşamayacağız.

Rakam konusunu da şansa bırakmadık; font dosyasını açıp tek tek doğruladık. Plex’in rakamları varsayılan olarak eşit genişlikte geliyor — yani fatura tablosundaki tutarlar hiçbir ek ayar gerekmeden kuruşu kuruşuna hizalanıyor.

Bir itirafım da olsun: küçük bir çekincem vardı. Font ne de olsa IBM imzası taşıyor; üzerinde hafif bir “kurumsal teknoloji” havası var. Bir süre buna takıldım, sonra şöyle düşündüm: sunucu altyapısı hizmeti veren bir markanın “IBM gibi güven veriyor” izlenimi bırakması bir kusur mu? Hiç değil. Aslına bakarsanız, tam da vermek istediğimiz his.

Inter’i de tamamen uğurlamadık; kendisine saygıyla yedek kulübesinde yer ayırdık. Yeni site yayına girip panel gerçek verilerle dolduğunda birkaç hafta gözlemleyeceğiz; olur da Plex yoğun tablolarda gözü yorarsa, geçiş neredeyse tek satırlık bir değişiklik olacak şekilde her şeyi hazırladık. Ama açıkçası içim rahat.

Kapanış

Bu kısa ama öğretici yolculuktan aklımda kalan özet şu: font seçimi bir zevk meselesi gibi başlıyor, bir mühendislik ve özen meselesi olarak bitiyor. Türkçe bir marka inşa ediyorsanız, ilk sorunuz “hangisi daha güzel” değil, “hangisi ‘fırsat’ kelimesini doğru yazıyor” olmalı.

İlk yazımı burada sonlandırıyorum. Bundan sonra fırsat buldukça öğrendiklerimi bloğumda paylaşmayı planlıyorum. Farklı bir öğretide görüşmek üzere, okuduğunuz için teşekkürler.😊

Yorum yaz